Türkiye'de Leasing Bitti mi ?

2007 yılının son günlerinde hiç beklenmedik bir süpriz ile karşılaştık ! Türkiye’de 20 yılı aşkın süredir  leasing işlemlerinin büyük kısmına tanınan KDV avantajı bir günde tamamen kaldırıldı. Aslında bu gelişin sinyalleri önceden verilmişti. Leasing 1986 yılında Türkiye’de uygulanmaya başlandığında KDV indirimi avantajı hemen her türlü makine ve ekipmanı kapsamaktaydı. Otomobil’de bu avantajdan faydalanan mallardan biriydi. Leasing gelişip tanındıkça sağlanan teşviklerin giderek ortadan kaldırıldığına şahit olmaya başladık. 1991 yılında otomobilde sağlanan KDV avantajı kaldırıldı ve pek çok mal grubunda KDV avantajının kısmen yada tamamen kaldırıldığına şahit olup bugünlere kadar geldik.
 
Önce 2007 yılının son günlerine kadar sağlanan KDV avantajının ne olduğunu değerlendirmek gerekiyor. KDV adı üzerinde şirketlerin yaratmış olduğu katma değerin vergilendirimesidir. Kar eden başka bir deyişle katma değer yaratan her kurum bu vergiyi ödemek durumundadır. KDV oranı işletmenin faaliyette bulunduğu alana bağlı olarak değişim göstermektedir.
 
Leasing’de sağlanan KDV avantajı aslında işletmelerin malı leasing harici başka bir yol ile satın almış olsalardı, kendi faaliyetleri dolayısı ile oluşan KDV’den zaman içinde mahsup edebilecekleri mal KDV’sini satın alma işleminin en başında ve bir defada indirim yapmalarına imkan sağlamaktaydı. Başka bir deyişle mal KDV’sinin mahsubu öne çekilebilmekteydi.
 
Sağlanan avantaj da zaman ve  buna bağlı olarak paranın zaman değeri ile bağlantılıydı. Şimdi aslında kaybolan avantaj o kadar da büyük bir avantaj değil. Şu anda leasing şirketleri makine ve ekipman alacakları zaman ödeyecekleri KDV’yi ne kadarlık bir süre içinde mahsup edebileceklerini ve bu zaman içinde KDV’yi finanse etmekle ne kadar bir finansman maliyetine katlandıklarını hesaplamaktalar. Bu ek maliyeti de malın maliyetine eklemekte ve kiraları hesaplamaktalar. Bu ek maliyette % 1-2’yi çoğu işlemde pek geçmemekte. Görüldüğü gibi çok büyük bir kayıp veya maliyet dezavantajı söz konusu değil. Peki kiralara eklenecek KDV ne olacak ? O da kiracı tarafından kendi yarattığı KDV’den diğer pek çok maliyet kaleminde olduğu gibi mahsup edilebilecek. Yatırım yapan her şirketin kar elde etmek için çalıştığı ve KDV yaratacağı düşünülürse bu da ekstra bir maliyet unsuru oluşturmamakta !
 
Bu noktada Türkiye’deki durumu değerlendirmeye ara verip Dünya’daki leasing uygulamalarına bakmakta fayda görüyorum.  Dünyada Leasing hacmi yaklaşık 600 milyar $ ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde hızlı bir büyüme trendi içinde. Gelişmekte olan ülkelerde ise makine ekipman yatırımlarınn yaklaşık % 20’si leasing yolu ile finanse edilmekte. Bu oran ABD’de yaklaşık % 30 Avrupa’da ise % 20 civarlarında. Temsilcisi olduğumuz Dünyanın lider Leasing Eğitim ve Danışmanlık kuruluşu Amembal&Associates’e göre şu an bilinen hiç bir ülkede bizde 2007 öncesine benzer bir KDV avantajı bulunmamakta. Benzer bir avantajın olmamasına ve pek çok gelişmiş finansman tekniğinin bulunduğu yoğun bir rekabet ortamına rağmen leasing yatırımlardan önemli bir pay alabilmekte. ABD’de yatırımcıların leasingi neden tercih ettikleri üzerine 2006 yılında yapılan araştırmanın sonuçları aşağıdadır:
 
Nakit Akışı Avantajı                        % 35
Yatırımın Bugünkü Değeri            % 17
Kolaylık, Uygunluk, Esneklik        % 13
Vergi Avantajı                                   % 13
Bakım&Onarım Avantajı                % 13
Son Teknoloji                                  % 9
 
Bu maddelerden 4,5 ve kısmen de 6. maddeler Türkiye’deki Finansal Kiralama Kanunu kapsamında henüz yapılamayan Operasyonel Leasing ile ilgili avantajlar. Diğerleri ise hem Finansal hem de Operasyonel Kiralama için geçerli. ABD’de KDV yok dolayısı ile bununla ilgili leasingin bir avantaj yada dezavantajı olması da söz konusu değil. Buna rağmen leasing yatırımlardan önemli bir pay almakta çünkü leasing’in diğer yatırım tekniklerine göre bazı önemli avantajları var. Diğer yatırım finansman teknikleri hazır giyim mantığı ile çoğu zaman var olan ve esnetilemeyen bir yapıyı yatırımcıya giydrmeye çalışırken leasing müşterinin talep ve ihtiyaçları ile yatırım projesinin nakit akışını dikkate alarak terzi mantığı ile yatırımcıya özel çözümler üretebilmekte. Her zaman leasing cazip mi ? Bazen cazip bazen de değil ! Yatırımcının yapısına ve durumsal ihtiyaçlarına bağlı olarak tercih edilmekte yada tersi olmakta. Çoğu ülkede herhangi bir teşviğe gerek kalmaksızın kendi ayakları üzerinde alternatif finansman tekniklerine kafa tutmakta !
 
Türkiye’mize geri dönecek olursak henüz yatırımcıların neden leasingi tercih ettikleri konusunda bir istatistiğimiz yok. Leasing ve bankacılık konusunda 17 yıllık tecrübem ve leasing şirketi, kiracı ve satıcı üçgeninin her tarafında edinmiş olduğum tecrübeler Türkiye’de KDV avantajının bugüne kadar leasingin tercih edilmesindeki nedenlerden yalnızca biri olduğunu göstermekte. KDV avantajı olmasaydı da pek çok yatırımda özellikle de KOBİ boyutundaki işletmelerde leasingin tercih edileceğini düşünüyorum. Leasingi alternatif yatırım finansman teknikleri ile mukayese ettiğimizde pek çok avantajımız leasingin ve leasing şirketlerinin yapısı gereği devam etmektedir. KDV avantajının kısa dönemde özellikle şu anda var olan belirsizlik ortamı nedeni ile sıkıntı yaratabileceğini , orta ve uzun vadede ise sektörün büyümeye devam edeceğini düşünüyorum. Bu dönemde yaşanan en önemli sıkıntı öncesinde leasing şirketleri ile  iş makinası,tarım, basım ve ambalaj gibi bu yatırım finansman tekniğinden en çok yararlanan bazı sektörlerle öncesinde paylaşılmaksızın ve erken uyarı yapılmaksızın aniden bir kanun değişikliği yapılmasıdır. Şu anda birdenbire leasing hacminde yaşanan büyük düşüşün nedeni budur. Türkiye’de leasing 2007 yılı rakamları 7 milyar $’ı aşmış dünya çapında hatırı sayılır bir boyuta ulaşmıştır. Sektör dinamikleri ve altyapısı sağlamdır.
 
Orta ve uzun vadede leasing yatırım finansman tekniğinden KDV avantajının kalkması operasyonel leasing gibi daha önce finansal kiralama kanunu kapsamına alınmayan modern bir finansman alternatifinin daha kısa sürede kanun kapsamına alınmasına imkan sağlayabilir Bu sayede özellikle ucuz alternatif fon imkanları nedeni ile finansal kiralama yapmayan büyük şirketler pek çok nedenle operasyonel kiralamayı tercih edip leasing pastasının büyümesine vesile olabilirler. Finansal kiralama kapsamında şu an var olan minimum sözleşme süresi ile satış ve geri kiralama gibi tekniklerin de yeni dönemde önünün açılması muhtemeldir.
 

Dünya geneline bakıldığında ve Türkiye’de var olan potansiyel dikkate alındığında Türkiye’de leasing bitmedi ! Daha yeni başlıyoruz !